Varşova, bir gezi bin hikaye -1

Yaşasın! Uzun bir aradan sonra yeniden bir yazının başına oturdum. Bu sefer misafir olacağımız şehir Polonya’nın hüzünlü ve mağrur başkenti Varşova. Hikayesini anlatmak için kendisini aylardır beklettiğim için şimdiden özür diliyorum. Sanmasın ki onu diğerleri gibi sevimsiz, gri, soğuk buldum. Aksine ben onda küllerinden yeniden doğan Anka kuşunu gördüm. Varşova, bilirsiniz Nazım’ın şiirlerinin uğradığı şehirlerden biridir, kim bilir belki o yüzden aklımda böylesine yer etmiştir. Doğu Avrupa bana her zaman biraz gizemli gelir. Sanki annesi Avrupa, babası Rusya olan parçalanmış bir ailenin çocukları gibi düşünürüm bu şehirleri.

Varşova’nın kışı sert, havası buz olsa da ben kış mevsiminde gezdim, -15 dereceleri gördüm. Ama Varşova’lıların dediğine göre bir önceki hafta hava sıcaklığı -30 lara dayanmış, yine nispeten daha ılıman (!) zamanına denk gelmişim. Diyeceğim o ki, karlar altındaki şehrin ayrı bir güzelliği olsa da siz Varşova’ya yaz aylarında gelin. Güzel parklarını doya doya görün, saat 4’te hava kararacak stresi olmadan rahat rahat gezin.

Minik bir not: Varşova’da çektiğim muhteşem fotoğrafları hiçbir yerde bulamadığım için internetten alıntı fotoğraflarla idare edeceğiz. İnşallah en kısa zamanda fotoğraflar ortaya çıkar ve yazıyı güncelleyebilirim. 😦

Her zamanki gibi küçük tüyolarımızlalarla bir ısınma turu yapalım. 🙂

  • Polonya’nın para birimi, Zloty. 2017 Nisan itibarı ile 1 Polonya Zloty’si 0.90 Türk lirasına denk. Varın ekonomimizin ne kadar muhteşem olduğunu siz düşünün! Şimdiki zaman kurları ile değerlendirirsek Varşova pek de ucuz bir şehir olmuyor. Bir kahve zincirinden alacağınız bir bardak kahveye 10-12 zloty bir yemeğe de kişi başı 30-40 zloty ödeyeceğinizi düşünerek hesap kitap yapabilirsiniz.
  • Ulaşım: Varşova, güzergahınızı iyi ayarlarsanız yürüyerek gezebileceğiniz bir şehir. Ancak bazı turistik noktalar uzak kalabiliyor, ya da kışın geziyorsanız eksi bilmem kaç derecede yürümek biraz işkence olabiliyor. Böyle zamanlarda şiddetle tavsiyem Uber kullanmanız, hem taksiden daha ucuz hem de dakikalarca yoldan taksi geçmesini beklemek sorunda kalmıyorsunuz.
  • Polonya’nın ana dili Lehçe, sesli harfler yönünden cimri olan bu dili okuma ve telaffuz etmede zorlansanız da bir süre sonra en azından gözünüz alışıyor. Halkın büyük çoğunluğu özellikle genç nüfus gayet güzel İngilizce konuşuyor, anlaşmakta zorluk çekmeyeceksiniz.
  • Polonya ırkı şahane bir genetiğe sahip, hem kadınları hem erkekleri inanılmaz güzel! Ama güzel oldukları kadar soğuk ve asık suratlılar da. Bu profile diğer Doğu Avrupa ülkelerinde rastlıyor olsak da Varşova’da fark ettiğim ayrı bir durum söz konusu. İnsanları sürekli bir uyanıklık ve kurnazlık peşinde. Bir sıraya girdiğinizde birçok kişinin gözünüzün içine baka baka ön sıralara ilerlediğini fark edebilirsiniz. Hep bir araya kaynama, kendini öne geçirme içgüdüsüne sahipler. Zaman zaman da fazlasıyla kaba olabiliyorlar. Ben bunu yıllarca gördükleri zulme ve acıya karşı kendilerine oluşturdukları bir savunma kalkanı olarak değerlendirdim. Artık daha derin psikolojik tespitleri uzmanlara bırakıyorum. 🙂
  • Varşova’nın gece hayatı bir ünlü bir ünlü ki sormayın. Gece kulüpleri genelde şehrin biraz dışındaki bir bölgede konumlanıyor. Ben o soğukta oralara gitmeye çok üşenmiştim. Meraklısıysanız farklı uluslardan gelen öğrencilerin de eksik olmadığı çılgın partilere katılabilirsiniz.

Gelelim Varşova’da nereleri gezip göreceğimize…

Kültür ve Bilim Sarayı

Şehrin en önemli yapısı, adeta Sovyet baskısının bir sembolü olan ve Empire States’i andıran yapısıyla Kültür ve Bilim Sarayı. Binanın hikayesi çok enteresan. Stalin, savaş sonrasında Polonya ile aynı blokta yer alınca Leh’lere zeytin dalı uzatmış ve gönüllerini almak için onlara bir hediye sunmak istemiş. Şehre ya metro inşa edilecekmiş, ya da gösterişli bir kültür sarayı. Seçenekler halk oylamasına sunulmuş, halkın çoğunluğu metro istasyonu inşa edilmesini istemiş. Ancak Stalin yine Stalin’liğini yapmış ve kültür sarayı inşası için emir vermiş. Sonuçta ortaya  237 metre yükseklikte Varşova’nın en yüksek binası çıkmış. Şehrin ortasında tüm ihtişamı ile dikilen Kültür ve Bilim Sarayı sanki Polonyalılara Sovyet etkisini her zaman enselerinde hissettirmeye and içmiş. Belki de bu yüzden Varşovalılar bu binadan nefret eder hale gelmiş, hatta şehrin en güzel manzarasının sırf kendisi görünmediği için bu binanın tepesinden görüldüğünü söylerlermiş. Sarayı şehrin siluetinden silmek adına çevresine kocaman modern gökdelenler dikilmeye başlanmış. Kültür Sarayı’nı mutlaka ziyaret edin ve tepesine çıkıp Varşova’nın şehir manzarasının tadını çıkarmayı unutmayın.

Eski Şehir (Stare Miasto)

Old Town’a geldiğinizde sağ tarafınızda Kraliyet Kalesi  sol tarafınızda ise Kral Zygmunt’un heykelini taşıyan uzun kolonun yer aldığı Zamkowy Meydanı sizi karşılayacak. Bu iki yapının arasına geçip arkanıza Varşova’nın simgesi haline gelmiş renkli evleri aldınız mı mükemmel Varşova fotoğrafınız hazır! Varşova şehri Avrupa’nın en yeni eski şehrine sahip. Geçirdiği savaşlar sonucunda taş taş üstünde kalmayınca, 1970’li yıllarda aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiş. Savaş esnasında Polonya halkı şehrine büyük sadakat göstermiş ve bombalanan binalardan ve anıtlardan arda kalan büyük taş parçalarını bir yere yığarak saklamış. Savaş bittiğinde tüm bu parçalar, eski fotoğraflar ve krokilerden yardım alınarak şehir bire bir eski haline getirilmiş. Unesco’da bu çabayı onurlandırmak adına Varşova eski şehrini Kültür Mirası Listesi’ne dahil etmiş.

Katedralin hemen arkasında yer alan Kanonia Meydanı’nda savaştan sağ sağlim kurtarılmış olan kocaman bir çan var. Rivayete göre bu çanın etrafında üç tur atmak iyi şans getiriyormuş. Eski şehrin sonunda Rynek Starego Miasto yani Market Square’e varıyorsunuz. Dikdörtgen yapıdaki bu meydan şehrin en önemli etkinliklerinin düzenlendiği yer, ortasında da şehrin simgesi olan elinde kılıcı kalkanıyla Varşovalıları koruduğuna inanılan Syrenka deniz kızı heykeli yer alıyor. Bu meydanın etrafında dizilen güzel binaların da tamamının savaş sonrası sıfırdan inşa edildiğini ekleyeyim.

marketsquarebarbican 3warsaw-barbican

Eski şehrin çıkışında ise legoyu andıran surları ile Barbican Kulesi’ni yer alıyor. Eski ve Yeni şehrin arasında konumlanmış olan Barbican da savaş esnasında zarar görüp yeniden inşa edilmiş yapılar arasında. Nostaljik yapılarla çevrili kaleyi geçip New Town’a doğru ilerleyince aslında o kadar da yeni bir şehir olmadığını fark ediyorsunuz. Turistik restaurantların ve dükkanların azalarak da olsa var olduğu şehrin bu kesiminde turistten daha çok şehrin yerlileri ile karşılaşmanız mümkün.

new town1warsaw-191597_960_720

Kral Yolu

Krakowskie Przedmiescie kral yolu olarak adlandırılan ve Kraliyet Sarayı’ndan başlayıp Nowy Swiat caddesi ile birleşen upuzun bir cadde. Şehrin birçok önemli yapısı da burada bulunuyor. Başkanlık Sarayı’nın yanı sıra güzeller güzeli Varşova Üniversite binası birkaç saray ve kilise daha sağlı sollu bir göz ziyafeti sunuyor.

Tina Turner, Woody Allen, Depeche Mode üyelerinn de arasında bulunduğu şehri ziyaret eden birçok ünlünün kaldığı meşhur Bristol Oteli de bu cadde üzerinde yer alıyor. Bristol Oteli’nin tarihteki misafirlerinden biri de Nazım Hikmet. Eşi Münnever Hanım’ı görmeye Varşova’ya geldiğinde Vera’ya olan aşkı yüzünden evde değil bu otelde kalmayı tercih ediyor. Saman Sarısı şiirinde ise Bristol Oteli’ne ait dizelere rastlıyoruz.

….üst ranzada ben uyuyorum

Varşova’da Biristol Oteli’nde

yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığım yoktu

oysa karyolam tahtaydı dardı

genç bir kadın uyuyor başka bir karyolada

saçları saman sarısı kirpikleri mavi

ak boynu uzundu yuvarlaktı

yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığı yoktu

oysa karyolası tahtaydı dardı

vakıt hızla ilerliyordu yaklaşıyorduk gece yarılarına

yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığımız yoktu….

Krakowskie Przedmiescie Caddesi boyunca ünlü piyanist Chopin’in de varlığını hissediyorsunuz. Cadde boyunca yer alan multi media banklarından Chopin’in bestelerini dinleyebilir, Fryderyk Chopin Müzesi’ni ziyaret edebilir ve yine bu caddede yer alan, ölümünden sonra Chopin’in kalbinin gömüldüğü Holy Cross (Kutsal Haç) Kilisesi’ni ziyaret edebilirsiniz.

Chopin ölümünden sonra memleketi Polonya’ya gömülmek istese de bu mümkün olmamış. Ancak vasiyetine sadık kalmak adına sonradan alkol dolu bir kapta Rus askerlerinden saklanarak Polonya’ya kalbi getirilmiş ve bu kilisenin dibine gömülmüş. Savaş esnasında Almanlar Chopin’in kalbini ele geçmesine rağmen ona zarar vermemişler. Gel zaman git zaman yakınlarda bir bilim adamı kalbin saklandığı kaptaki alkolün buharlaşmış ve kalbinde kurumuş olabileceğini iddia etmiş. Bunun üzerine 2014 yılında, bilim adamı, rahip ve devlet görevlilerinden oluşan ve gizlilik yemini etmiş bir heyet kalbi bulunduğu yerden çıkarıp kontrol etmiş. Neyse ki alkol de yerli yerindeymiş kalp de! 50 yıl sonra kalbi tekrar kontrol etmek üzere yerine geri gömmüşler.

Nowy Swiat Caddesi

Nowy Swiat kral yolunun devamında sizi karşılayan cıvıl cıvıl hareketli bir cadde. Çok sayıda mağaza, restaurant ve barların yer aldığı gençlerin uğrak noktası olan Nowy Swiat Varşova’nın en renkli, en eğlenceli yeri. Mutlaka boydan boya gezip, bir kahve için bu caddedeki mekanlardan birinde.

Wilanow Sarayı

Bu saray, Paris Versailles Sarayı’nın Polonya versiyonu olarak adlandırılıyor ve 11 km’lik kral yolunun sonunda yer alıyor. Barok mimarisinin önemli bir eseri olan bu saray Polonya Kralı 3. John Sobieski’nın gözde sarayı imiş. Sarayın içindeki müzede ise önemli koleksiyonlardan sanat eserleri ve antika mobilyalar mevcut. Varseilles ile kıyaslanan çok da güzel bir bahçesi var.

Lazienki Parkı / Sarayı

Polonya’nın son kralının yaz aylarında ikamet ettiği Lazienki Sarayı 76 hektarlık devasa bir alana kurulmuş cenneti andıran bir parkın içinde yer alıyor. Yaz aylarında Varşovalı’ların en gözde doğal alanı olan Lazienki Parkı’nın içinde yer alan botanik bahçede tam 10.000 farklı çeşit bitki türü bulunuyor. Parkta dev bir Chopin heykeli de yer alıyor. Yaz mevsiminde bazı Pazar günleri bu heykelin etrafında Chopin dinletileri yapılıyormuş. Bu dinletiler dünyada kendini Chopin yorumcusu olarak kabul ettirebilmiş usta virtüözler tarafından icra ediliyormuş.

Bu yazı biraz alıp başını gidecek gibi. En iyisi devamını diğer bir yazıda getireyim, hem okuması daha tatlı olsun! O zaman bir sonraki yazıda Yahudi Bölgesi ve Yahudi Müzeleri ile Varşova’nın gizemli bölgesi Praga’yı ziyaret edeceğiz. 🙂

Reklamlar

2 thoughts on “Varşova, bir gezi bin hikaye -1

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s