Toskana: Bir hayalden daha fazlası – Bölüm 4 – Son

Toskana, bir hayalden daha fazlası gezi dizimizde final bölümüne gelmiş bulunuyoruz. Son bölümde gezimize; gören herkesin kalbini çalan, aklında ve ruhunda izler bırakan masallar diyarı San Gimignano ile  başlıyoruz.

San Gimignano: San Gimignano; Unesco tarafından da dünya mirası olarak tescillenmiş, sarıp sarmalanmış korunaklı bir orta çağ kasabası. Yılda 2,5 milyon kişi tarafından ziyaret edildiğini düşünürsek kendisini  en turistik Toskana kasabası olarak adlandırabiliriz.  Ortaçağ’dan bu yana korunarak günümüze gelmiş olan kuleleri sayesinde San Gimignano Ortaçağ’ın Manhattan’ı olarak da biliniyor. Kasabanın en yüksek ve en ünlü kulesi Torre Grossa, kasabanın muhteşem manzarasını önünüze seriyor.

si20

Eski şehre girdiğimizde Boboli Fırını dikkatimizi çekiyor. 1909 yılından beri faaliyette olan fırında çeşit çeşit İtalyan çörekleri hatta taze makarnalar bulmak mümkün. Geleneksel İtalyan hamur işlerini denemek isterseniz bu fırına uğrayabilirsiniz. Piazza Duomo’ya doğru ilerlerken bir açık hava pazarına denk gelmek günümüzü renklendiriyor. Meye ve sebze türlerinin sergilendiği ‘Festival Della Tierra’ yani toprağın festivalinden birkaç kare paylaşalım.

Yavaş yavaş kasabanın kalbine Piazza della Cisterna’ya doğru ilerliyoruz. Meydanda dünyanın her köşesinden gelen paralara ev sahipliği yapan eski kuyu sizi bekliyor.

sg8

Bir hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra  tam karşınızda iki dondurma dükkanı dikkatinizi çekecektir. İkisi de farklı senelerde dünyanın en iyi dondurmacısı seçilse de biz kuyunun tam karşısında yer alan Gelateria Dondoli’yi tercih ediyoruz. 2015 yılında Toskana’nın en iyi dondurması seçilen safranlı dondurma Crema di Santa Fina oldukça başarılıydı. Safranlı çam fıstıklı dondurma mı olur demeyin, çok da güzel oluyormuş! San Gimignano’nun safranı zaten dünya çapında ses getirmiş ve çok yüksek kaliteye sahip.  Yapılan araştırmalarda ortaya çıkmış ki San Gimignano’da satılan safran yabancı turistlerden çok yerli turistler tarafından tercih ediliyormuş. Yani safranın kıymetini her ne kadar İtalyanlar daha çok bilse de mutfağınızda safran kullanıyorsunuz mutlaka San Gimignano safranını da deneyin.

Hediyelik olarak ya da kendiniz için tercih edebileceğiniz diğer ürünler de bu bölgeye ait Verneccia beyaz şarabı ve rengarenk seramik işleri. Bu noktada minik bir uyarı, eğer hediyelik eşya mağazalarından alışveriş yapacaksanız acele etmeyin Piazza della Cisterna’dan aşağı doğru gittikçe fiyatlar ucuzluyor. 🙂

Piazza della Cisterna’nın yavaş yavaş sonuna geliyoruz. Uzaktan gelen müzik sesini takip ediyoruz ve bir merdiven bizi kasabanın en güzel manzarası ile buluşturuyor.  Bu muhteşem güzelliği incelerken hem gözleriniz hem de sokak müzisyenleri sayesinde kulaklarınız bayram ediyor.

sg15sg13sg14

 Gezilecek önemli noktalar:

Not: Eğer San Gimignano’da yarım günden daha fazla süreniz varsa Arkeoloji müzesini ya da Torre della Diavola’da yer alan işkence müzesini ziyaret edebilirsiniz.

  •  Piazza della Cisterna
  • Piazza Duomo
  • Piazza Pecori
  • Piazza delle Erbe
  • Torre Grossa

 Greve di Chianti: San Gimignano’dan Floransa’ya yol alırken yolumuzu biraz uzatıp Greve di Chianti’ye uğruyoruz. Tavsiye üzerine şarap tadımı yapmak için Enoteca Falorni’yi arıyoruz.  Mahzeni ararken Greve di Chianti’yi de bir parça görmüş oluyoruz. Geniş ve sevimli bir meydanı olan düzenli bir şehir.  Öğlen vardığımız için cumartesi sabahı kurulan meydandaki pazarın toplanmasına tanıklık ediyoruz.

ci5

Bölgenin şarapları çok ünlü olduğundan şehrin her noktasında ‘Enoteca’lar yani şarap mağazaları var. Ama inat ettik bir kere, illa Falorni’ye gideceğiz.Uzun uğraşlardan sonra girişi adeta gizlenmiş olan Enoteca Falorni’ye ualşıyoruz. Eğer şarapsever biriyseniz Grece di Chianti rotanıza dahil edilmeyi hak ediyor.  Mağazada ilerledikçe İtalya’ya ait gurme ürünlerin yanı sıra çeşit çeşit şaraplarla dolu rafları görüyorsunuz. Şarap tadımı için kurulan sistem çok başarılı. Minimum 10 euro doldurabileceğiniz kartlar ile şarap tadım standlarını sırayla geziyor ve kadehinizi dilediğiniz kadar dolduruyorsunuz.  O kadar fazla sayıda şarap var ki, hepsinden en az seviyede içseniz küfelik şekilde sarhoş olup çıkabilirsiniz. 🙂

ci4ci2

Biz de gözümüze kestirdiğimiz şaraplardan tadıyoruz ve sonra Montalcino bölgesinin meşhur şarabı olan Brunello’nun başına geliyoruz. Brunello, şişe fiyatı yüksek olduğu için alamadığımız ama aklımızda yer eden bir şarap türüydü. Zaten Enoteca’nın en güzel yanı çok cüzi fiyatlara örneğin 2.5 euroya 250 euro’luk bir şarabı tatma imkanı bulmamızdı.

Şarap tadımına önce beyaz ve pembe şaraplardan başlıyorsunuz. Bunun nedeni, kırmızı şarabın baskın ve güçlü tadından sonra beyaz ve pembe şarabın tadının tam algılanamamasıymış. Ben de şarabı çok sevmeme rağmen bu bilgiyi bu seyahatte öğrendim.  Size tek bir kadeh verildiğinden şarap tadım alanında kadehinizi çalkalamanız için minik çeşmeler yer alıyor.

ci3ci1

Son olarak benim test edip beğendiğim birkaç şarabı da buraya ekleyeyim: Vittico Reserva 2011 (Chianti Classico), Brunello di Montalciano Argiano 2010, Castello D’albola 2011 (Chianti Classico).

Bizi bu Enoteca’dan haberdar eden ve ziyaret etmemize vesile olan kuzenimin önerdikleri ise Sasscaia ve Ornellala şarapları oldu.

Tattığımız şaraplardan sonra mutlu, gevşemiş ve hafif çakır keyf bir vaziyette Floransa’ya devam ediyoruz. 🙂

Floransa: Son durağımız, Toskana’nın başkenti ve sanatın kalbi Floransa. Rönesans’ın en nadide sanat eserlerini barındıran köprüler şehri, turistlerin de gözdesi.  Beni her zaman orta çağ dönemi daha çok etkilediğinden olsa gerek Floransa’yı biraz soğuk ve ruhsuz bulmuşumdur. Kendisi ile pek yıldızımız barışamadı. Bunda Floransa’ya ilk ziyaretimin Roma’dan sonra olmasının da etkisi olabilir. 🙂 Sizlere naçizane tavsiyem, Floransa’yı mutlaka Roma’dan önce görmenizdir.

fi1

Floransa turuna en güzel yerinden köprülerinden başlıyoruz. Ponte Vecchio, (eski köprü) Floransa’nın 2. Dünya Savaşı’ndan zarar görmeden çıkan tek köprüsüymüş. Arno Nehri’nin en dar kısmında yer alan Ponte Vecchio Floransa ile bütünleşen bir yapı. Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız çok güzel kareler yakalamanız mümkün. Ponte Vecchio’nun hemen ilerisinde yer alan Uffizi Müzesi’nde ise Rönesans dönemine ait en ünlü sanat eserlerini görme imkanınız var.

fi2

fi3

Piazza della Signoria, Floransa’nın en önemli meydanı. Neptün Çeşmesi ve Palazzo Vecchio gibi önemli yapılara ev sahipliği yapan meydanda Michelangelo’nun ünlü Davud heykelinin bir kopyası da bulunuyor.

fi7fi6fi5fi4

Floransa’nın haşmetli katedraline doğru ilerlerken bizi hareketli ve renkli bir meydan karşılıyor, Piazza della Repubblica. Bu meydanda eski şehrin kapısı Arch of Triumph’i, dönemin en ünlü sanatçılarının buluşma yeri olan tarihi cafe’ler Caffé Gilli, Caffé Paskowski and Caffé delle Giubbe Rosse ‘yi ve tarihi atlı karıncayı görebilirsiniz.

fi8fi9

Meydandan yürümeye devam ettiğimizde Floransa Katedrali bütün gösterişi ile karşımıza çıkıyor. Floransa Katedrali, Milano Katedrali gibi İtalya’nın en büyük, en gösterişli Duomo’larından biri. Hatta bulunduğu meydanın darlığı nedeni ile Milano Katedrali’nden çok daha haşmetli göründüğünü söyleyebiliriz. Katedralin dışı kadar etkileyici bir mimariye sahip olan içini de ücretsiz olarak gezebiliyorsunuz.

fi11

fi12

Floransa’nın kocaman meydanlarında gezerken karnınız guruldamaya başlarsa bizim tesadüfen önündeki kuyruk sayesinde keşfettiğimiz harika bir sandviç dükkanını tavsiye edeceğim. Piazza della Signori’ya 3 dakika yürüme mesafesinde bulundan ‘I Due Frattelini’. Mekan küçücük, neredeyse beş metre karelik bir alanda taptaze ve nefis sandviçler hazırlanıp şarap eşliğinde servis ediliyor. Sistemi o kadar güzel kurmuşlar ki uzun kuyruklar hızlı ilerliyor ve sıcacık sandviçinize hemen kavuşuyorsunuz. Hem ucuz, hem doyurucu ve inanılmaz lezzetli bir sokak atıştırmalığı sayesinde yolunuza devam edecek enerjiyi kazanıyorsunuz.

 Gezilecek önemli noktalar:

  •  Ponte Vecchio
  • Museo Uffizi
  • Piazza della Signoria
  • Palazzo Vecchio
  • Piazza della Republica
  • Duomo
  • Piazzale Michelangelo

Son olarak Floransa’nın tüm güzelliğini bir arada görelim diyor ve Piazzale Michelangelo’ya yol alıyoruz. Tepeye vardığınızda tüm Floransa ayaklarınızın altında.

Gündüz ayrı, gece ayrı bir büyüsü olan Michelangelo Tepesi’nden tüm Toskana’ya bir selam çakıyor ve bize sunduğu tüm güzellikler için teşekkür edip sahneden ayrılıyoruz.

fi14

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s