O Ses İspanya ve Bir Rating Realitesi

Yayınlandığı her ülkede izlenme rekorları kıran ve Türkiye’de de milyonlar tarafından takip edilen ‘O Ses’ yarışması, İspanya’da oldukça ilgi gören bir yapım. Burada eğlence/yarışma formatları ve reality show’lar zaten birçok kanalın yayın akışının önemli bir parçası. Ancak Türk kanallarındaki yüksek izlenme oranları için program süründürme ve prime time’ı esir alma durumu İspanya’da pek söz konusu değil. Örneğin bir ‘O Ses Türkiye’ yarışması, jürilerin bitmek bilmeyen klişe yorumları ve yarışmacıların  acıklı hayat öyküleri ile ağdalanıp 5 saate yakın bır yayın süresini kaplarken burada sadece sahneye çıkan kişilerin performansına odaklı program 2,5 saatte tamamlanıyor. Tabii İspanyolların prime time’ının 21:00’de başladığını düşünürsek bunda yayın saatlerinin de etkisi olduğu söylenebilir. 🙂

Geçtiğimiz haftalarda La Voz Kids  İspanya (O ses çocuklar) yarışmasının finali yapıldı. Hem Türkiye’de hem İspanya’da severek takip ettiğim bu programda hem kültürel hem formatsal bazı farklılıklar ve benzerlikler tespit ettim. Gelin bakalım İspanyollarla ne kadar benzeşiyoruz.

O Ses İspanya’da yayın akışını yöneten bir sunucu var ancak rolü minimumda. Sadece sahneye çıkacak düellocuları anons ediyor ve jürilere söz verilmesi noktasında devreye giriyor. Türkiye’deki formatta en itici faktörün Acun Ilıcalı olduğunu düşünüyorum. Jürilerin başında sıfırcı hoca gibi programı yönetmeye çalışman, yarışmacılara karşı soğuk ve mesafeli tavrın, yerli yersiz anlamsız esprilerin ile bizimla değilsın Acun. Program formatını Türkiye’ye kazandırmış olman illa içinde yer almanı gerektirmiyor.

İspanya’da yarışmacıların hayat hikayeleri ve özel hayatları arka planda. Ana program akışı performanslara odaklı iken, flash back videolar ile prova anlarını izliyoruz. Prodüksiyonda ise Türkiye formatı orkestra kalitesi ile açık ara önde. Orkestra tartışılmaz bir müzikal çeşitlilikle programı en çok izlettiren öğelerden birisi. İspanya formatında ise canlı bir orkestra olup olmadığından emin değilim. Eğer yarışmacı bir enstrüman çalmıyorsa müzikler karaoke altyapısı tadında  oluyor.

İspanya’da jüriler dünya çapında tanınmış olmasına rağmen ego sahibi olmayan, çocuklar tarafından sevilen ve onlarla sıcak iletişim kurabilecek kişilerden oluşuyor. (Merak edenler için İspanya O Ses Çocuklar juri üyeleri:  Rosaria Flores, David Bisbal ve Manuel Carrasco) Bu kişilerin çocuklarla iletişimi muhteşem, izlerken hayran kalıyorsunuz. Aralarında format icabı da olsa bir çekişme asla yok. Hepsi birbirinin takımını yürekten destekliyor. Final takıma girebilen çocukların tamamı kazanmış olarak görülüyor ve takımlarındaki çocukları elemek zorunda kaldıklarında gerçekten ne kadar üzüldüklerini hissedebiliyoruz.

Türkiye’deki formattan farklı olarak, düellolar başladığı andan itibaren jürilerin yanına en az onlar kadar ünlü olan müzik koçları geliyor ve program boyunca yanlarında olarak onlara tercihlerinde yardımcı oluyorlar. Ses koçlarının Türkiye’de arka planda olması ve sadece karar aşamasında jüri talep ederse yüzünü kapatarak onlara tavsiye vermesi hep dikkatimi çekmiştir. Bence buradaki format oraya uyarlansa daha güzel olabilir. He tabi bizim ünlülerin egosu buna müsade eder mi emin değilim… Hadise’nin yanında Hande Yener’i hayal edebiliyor musunuz mesela? 🙂

Son olarak kültürel kodun bir uzantısı olarak icra edilen müzik türü kim ne derse desin karar mekanizmasında önemli bir faktör. Bizim topraklarımızın müziği nasıl arabesk ise, İspanya’nın da flamenko. Bu türde şarkı söyleyen en az 4-5 çocuk yarışmaya katıldı ve bu nağmeleri genlerinde taşıdıkları inkar edilemez. İnsanlara en çok dokunan ve hislerini şahlandıran tınılar da flamenko olduğu için finalde halk kararını küçük bir flamenkocudan yana kullandı. O Ses Türkiye Çocuklar’da 1.lik kazanan Şahin ve İspanya versiyonunun şampiyonu Jose Maria’nın tek farkı farklı dillerde şarkı söylemeleri bence. Bence flamenko arabeskin İspanyol kökenli kuzeni ve geçirdikleri duygular çok benzer.

Jose Maria’nın final performansı

Şahin’in final performansı

Yazıyı sonlandırmadan yarışmanın diğer iki finalisti Indigo ve Javier sizi tanıştırmak isterim. Javier yaşça daha büyük ve gerçek bir boyband üyesiymiş gibi performans gösterirken, küçük Indigo da bu kadar yeteneği neresine sığdırıyor merak etmiyor değilim. Doğuştan star ışığı taşıyor ve jürilerin de belirttiği gibi sahnede devleşiyor. Benim de favorimdi kendisi.. Dilerim Türkiye ve İspanya’da yarışan bu yetenekli çocuklar hak ettikleri yerlere gelirler.

Javier – Story of My Life

Indigo – Valerie

Bu 3 finalistten sizin favoriniz hangisi oldu?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s