Roma, bir kara sevda…

Rivayete göre, Fontana di Trevi’ye (Aşk Çeşmesi) her kim para atıp dilek dilerse bir gün yolu tekrar Roma’ya düşecektir. Bence de giden herkes bir gün tekrar Roma’ya geri döner. Ama dilek parasının kerametinden değil, kalbinin bir parçasını orada bıraktığından…

Roma benim için en özel şehirlerden biri… İlk yurt dışı deneyimimi yaşadığım, öğrencilik zamanında macera olsun diye bir gece tren istasyonunda sabahladığım, 6 ay boyunca yanı başında yaşadığım, hayatımın en önemli anlarından birinin ev sahibi, hep özlediğim, adı geçince kalbimi sızlatan Roma. Aşık olduğum sokaklarını gelin bu kez beraber gezelim.

Gözlerinizi kapatın. Aşk Çeşmesi’sinde, İtalyanca adı ile Fontana di Trevi’desiniz… Büyük ihtimalle etrafınız kalabalık ve büyük ihtimalle çeşmeyi hayal ettiğinizden daha küçük buldunuz. Çeşmeye para atarken fotoğrafınızı çektirmek üzere sıra bekliyorsunuz. Ama kalabalık bir türlü bitmiyor, o pozu çektirmeden de dönmek olmaz. Hazır siz beklerken, bence bir etrafınıza bakın. Üç su kaynağının kesiştiği ve tarihte Romalı askerlerin susuzluktan ölmemek için kazdıkları yerde bulunan bu çeşmenin, bu kadar gösterişli olmasını sağlayan kusursuz mimarisi ve heykellerini inceleyin. Ayrılmadan önce çeşmenin etrafında yer alan heykellerin tam ortasındaki Deniz Tanrısı Neptün’e bir selam çakmayı unutmayın.

Gözlerinizi kapatın. İspanyol Merdivenleri’nde, İtalyanca adı ile Piazza Spagna’dasınız… Merdivenlerin hemen karşısında kalabalıktan yürünemeyen ve dünyaca ünlü markaların sıralandığı caddeyi, Via Condotti’yi göreceksiniz. Dilerseniz buradaki lüks mağazaları gezebilir ve alışveriş yapabilirsiniz. Ama rahat kıyafetler tercih ettiyseniz ve dış görünüşünüz itibarı ile parasız bir turist imajı çiziyorsanız içerideki korumaların size küçümseyen bir ifadeyle dudak bükerek bakmalarına hazırlıklı olun. Siz iyisi mi bu sınıf düzeninden uzaklaşıp İspanyol Merdivenleri’ne geri dönün ve kendinize bir basamak beğenip oturun. Dünyanın onlarca farklı noktasından gelmiş, birbirlerini tanımayan yüzlerce insanın, sırf aynı merdiveni paylaştıkları için birbirlerine gülümsediklerini ve sonsuz bir hoşgörü ile yaklaştıklarını fark edin. Ve dua edin; dünyada sırf aynı gezegeni paylaştıkları için birbirlerine gülümseyebilen ve hoşgörü ile yaklaşabilen insanların çoğalması için dua edin.

Gözlerinizi kapatın. Popolo Meydanı, İtalyanca adı ile Piazza del Popolo’dasınız… Avrupa’nın en güzel meydanlarından birinde, Roma’nın da en büyük meydanındasınız. Yukarı doğru devam eden yolu tırmandınız ve bu büyük elips şekilli meydanı ayaklarınızın altına seren bir balkona vardınız. O balkona iyi bakın. Derler ki, bazı aşıkların evlenme tekliflerine şahit olmuş. 🙂 Meydanın tam ortasında yaygın Roma mimarisine kafa tutan koskoca dikilitaşı hayranlıkla izlerken, çoğunluğa benzemeyenin şehrin silüetini bozmak bir yana ona zenginlik kattığını fark edin.

Gözlerinizi kapatın. Vittorio Emanuele II Abidesi’nde, İtalyanca adı ile Monumento Nazionale a Vittorio Emanuele’desiniz… Tarihi Roma merkezinin ana caddesi olma özelliğine sahip Via del Corso’dan aşağı sallandığınızda karşınıza çıkan bu devasa yapının bembeyaz mermerleri ile gözünüzü almaması imkansız. Bu saray/ müzeyi Roma’lılar şehrin tarihi dokusuna aykırı bulduğu için çok beğenmese de bembeyaz merdivenlerine oturup huzur dolmanız çok da zor olmuyor.

Gözlerinizi kapatın. Kolezyum’da İtalyanca adı ile Colosseo’dasınız… Dünya’nın en ünlü arenası tüm heybeti ile karşınızda. Bu muhteşem yapıtı konumu sayesinde birçok farklı açıdan fotoğraflayabilirsiniz. Mutlaka içine girin, tarihi iliklerinizde hissedin. Yeteri kadar konsantre olabilirseniz, Sezar’ı oturduğu locasında kibirli bir şekilde size bakarken görebilirsiniz. Çünkü o sizi değil, yeni satın alınan gladyatörlerin dövüşünü izlemeyi umuyordu! Siz yine de kibarca selam verip, Kolezyum’un hemen yanı başında yer alan  kent Foro Romano’ya yol alın. Ve içinizden tarihini bu kadar iyi koruyabilen bir topluma sonsuz saygılarınızı sunarken sahneden ayrılın.

Gözlerinizi kapatın. Kutsal Melek Kalesi, İtalyanca adı ile Castel Sant’Angelo’dasınız… Tiber Nehri’nin yeşiline kendinizi kaptırmışken sizi kaleye doğru çağıran meleklere rastlıyorsunuz. Mazole amacıyla yaptırılan bu gösterişli yapı ilerleyen zamanlarda kaderine hapishane, kale ve en sonunda müze olarak devam etmiş. Vatikan’a uzanan gizli koridorlarını ve bu koridorların kim bilir neler için kullanıldığını düşündüğünüzde esrarengiz bir duygu tüm vücüdunuzu sarıyor. Melekler Köprüsü’nde sıralanmış işportacılardan birinin polisten kaçarken size çarpması sayesinde gerçek ana geri dönüyor ve köprüyü koruyan melek heykelleri ile bir fotoğraf çektirmeyi unutmuyorsunuz. Nehrin karşı kıyısındaki Trastevere’ye geçip İtalyan mahallesinin ruhunu içinizde hissediyorsunuz. Trastevere Roma’lıların ‘takıldığı’ lokasyonlardan biri ve muazzam şarap, pizza, makarnaları tadabileceğiniz ‘trattoria’lar (İtalya’da yerel lezzetler sunan küçük lokantalara verilen isim) ile dolu. Hayatın tadına varıyorsunuz.

Gözlerinizi kapatın. Vatikan’da, İtalyanca adı ile Il Vaticano’dasınız… Katolik mezhebinin kutsal kenti ve Avrupa’nın en küçük devletine hoşgeldiniz. Roma’nın içinde nüfusu, yönetimi, bayrağı apayrı bir devletin varlığını anlamakta zorluk çekseniz de bir şekilde kabullenip dünyanın en değerli sanat eserlerinin bulunduğu Sistine Şapeli’ne doğru ilerliyorsunuz. İçeri girdiğinizde her bir resme ve her bir heykele hayran oluyorsunuz. Kafanızı kaldırıp yüksek tavana bakmayı ihmal etmeyin. Michelangelo’nun ünlü freskleri orada kulağınıza şu cümleyi fısıldamak için bekliyorlar: ‘Dünya tarihi boyunca insan elinden çıkan her bir sanat şaheseri; sonsuz bır inanç, emek ve zeka ile hayat bulmuştur.’

Gözlerinizi kapatın. Navona Meydanı’da İtalyanca adı ile Piazza Navona’dasınız… Dört Tanrı’yı temsil eden Dört Nehir Çeşmesi (Fontana dei Quattro Fiumi) metaforik heykelleri ile size zihin oyunları yaşatırken aklınıza Dan Brown’un meşhur eseri Angels&Demons düşüyor. Malum, bu çeşme kitapta Prof. Robert Langdon’un kaçırılan son kardinali kurtarmak için içine atladığı çeşmeydi. Çeşmeden uzaklaşıp meydana odaklandığınızda, etrafın enerjisini içinizde hissediyor ve neşe doluyorsunuz. Çünkü Navona Meydanı, sokak çalgıcıları, ressamları ve şovmenleri ile sanatın her dalının hayata ne kadar renk kattığının kanıtıdır. Buraya kadar gelmişken Da Francesco’ya uğramadan dönmüyorsunuz. Navona’nın arka sokaklarına gizlenmiş bu küçük trattoria’da hayatınızın en güzel pizzasını, makarnasını hatta salatasını yerken, bu lezzetleri keşfeden ve yaratan İtalyanlar’ın varlığına şükrediyorsunuz.

Gözlerinizi açın. Evinizde, iş yerinizde, yolda bu yazıyı okuyorsunuz. Daha önce görmediğiniz Roma’yı “gidilesi seyahat noktalarınıza” dahil ettiniz. Daha once gördüyseniz de biliyorum… Özlediniz. Roma’yı “gidilesi seyahat noktalarınıza” dahil ettiniz.

Roma’ya gidin. Ayaklarınızın mızmızlığına kulak asmadan şehri sadece yürüyerek keşfedin. Ve kalbinizin bir parçasını; serinlediğiniz bir ağacın gölgesinde, kaybolduğunuz bir sokağın çıkmazında ya da dinlenmek için oturduğunuz bir kaldırım taşında bırakın.

Hımm… Bu arada… Söylemiş miydim? Bir gün mutlaka tekrar döneceksiniz.

Not: Bu yazıda yer alan fotoğrafların bazıları sevgili arkadaşlarım Özlem Kuş ve Efe Can Tuncay’a aittir. Harika fotoğraf arşivlerini bana açtıkları ve Roma aşkımı depreştirdikleri için kendilerine teşekkürü bir borç bilirim. 🙂

Reklamlar

One thought on “Roma, bir kara sevda…

  1. Bir kara sevda tanımı varsa peşinden gitmemek olmaz elbetteki… Her bir ayrıntıya kulaklarıma buradaki sözler fısıldamışçasına baktım… Ve sanırım bu yol haritası sayesinde 3 günü dolu dolu yaşadım. Şehri sadece yürüyerek… Ve “sonsuz bir inanç, emek ve zeka ile hayat bulan” şaheserleri özümseyerek 😉
    Umarım bir gün yine aşk çeşmesi yakınlarında……..

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s